Son yıllarda dijital devrim hayatımızın neredeyse her alanında etkisini gösteriyor. Bilgisayarların gelişme hızının giderek arttığı günümüzde, dünya üzerinde bilgisayarların ve ağların kullanılmadığı endüstri ve ev yok denecek kadar az.

Bu hızlanma ilk olarak modern mikro çiplerin ortaya çıkışıyla beraber gözlemlendi, fakat Ray Kurzweil’in The Singularity Is Near adlı kitabında dediği gibi, farklı alanlarda da fazlasıyla benzer birtakım eğilimler görebiliyoruz.

Kurzweil’in İvmelenen Randıman Yasası’na göre, teknolojik ilerleme, özellikle de bilgi teknolojileri söz konusu olduğunda, katlanarak hızlanmakta.

Bu da demek oluyor ki, bugünün en iyi araçları, yarın için daha iyilerini tasarlamamızı sağlayarak bu hızlanmayı körükleyecek.

Fakat beyinlerimiz genellikle geleceği böyle değil, doğrusal olarak tahayyül ediyor. Bu nedenle, önümüzdeki yıllarda bugünkünden çok daha güçlü teknolojileri beklemediğimiz kadar erken görmemiz mümkün.

Hızlanma arttıkça acaba ne gibi şaşırtıcı ve etkili değişimlerle karşılaşacağız? Bu yazıda, Kurzweil’e göre bu yüzyılda dünyamızı en fazla değiştirecek üç teknoloji alanını inceleyeceğiz.

 

Genetik bilimi, Nanoteknoloji ve Robotbilim

Kurzweil, katlanarak hızlanan ilerleme dalgasına kapılan teknolojilerin arasında genetikbilimin, nanoteknolojinin ve robotbilimin önümüzdeki yıllarda hayatımız için belirleyici olacağını tahmin ediyor. Peki bu teknolojiler hangi açıdan devrim niteliğinde?

 

  • Genetik bilimi devrimi, kendi biyolojimizi yeniden programlamamızı sağlayacak.
  • Nanoteknoloji devrimi, maddeyi molekül ve atom ölçeğinde değiştirebilmemizi sağlayacak.
  • Robotbilim devrimi, insandan daha iyi, biyolojik olmayan bir zekâ yaratmamızı sağlayacak.

Genetikbilim, nanoteknoloji ve robotbilim önümüzdeki yıllarda farklı zamanlarda yükselecek olsa da, bunların üçünü de çeşitli derecelerde şimdiden deneyimliyoruz. Hepsi kendi içinde etkili fakat bir araya gelmeleri çok daha etkili olacak. Kurzweil bu fikirlerine The Singularity Is Near adlı kitabında on yılı aşkın zaman önce yer verdi.

Bugün bu alanların her birinde neler olduğuna ve ileride neler olmasını bekleyebileceğimize bir göz atalım.

shutterstock_283181264

Genetikbilim Devrimi: ‘Bilgiyle Biyolojinin Kesişim Noktası’


“Yaşamın temelindeki bilgi süreçlerini anladıkça, biyolojimizi hastalığı bertaraf edecek, insanın potansiyelini dramatik bir biçimde artıracak ve ömrü ciddi derecede uzatacak şekilde yeniden programlamayı öğreniyoruz.”


– Ray Kurzweil, The Singularity Is Near

 

İnsanlar neredeyse gezegene ayak bastıklarından beri çevrelerini “yeniden programlıyor.” Artık vücutlarımızın nasıl çalıştığı hakkında yeterince bilgi sahibi olduğumuza göre, hastalıkları, yaşlanmayı ve bunların genetik ve hücresel temellerini ele almaya başlayabiliriz.

 

Günümüzde Biyoteknoloji

Genetik mühendisliğinin nelere kadir olduğunu uzun zamandır merak ediyoruz. 1975’te, Asilomar Konferansı’nda genetik mühendisliğinin etik ilkelerinin tartışıldığı günlerden beri hem laboratuvarda hem de uygulamada dikkat çekici ilerlemeler gözlendi. Örneğin, genetiği değiştirilmiş ürünler yaygınlaştı (tartışmalı bir konu olsa da). 

2003’te İnsan Genom Projesi tamamlandığından beri, kendi DNA’mızı okumak, yazmak ve ona müdahale etmek konusunda büyük yol kat edildi.

Artık bakterilerden köpeklere -ve belki yakında insanlara- kadar canlılarda yaşamın şifresini yeniden programlıyoruz. Genetik mühendisliğinin “nasıl”ı, “ne zaman”ı ve “niçin”i henüz tartışmalı olsa da hızı inanılmaz.

Biyoteknolojide son on yılki en önemli gelişmelerin arasında şunlar bulunuyor:

 

Bu yeni teknolojilerin insanlar üzerinde yaygın olarak kullanılabilmesi için pek çok meselenin aşılması gerekiyor, ancak olasılıklar inanılmaz. Ve bundan sonra ilerleme hızının daha da artacağını varsaymak hiç yanlış olmaz. Peki şaşırtıcı sonuç ne? Kurzweil, önümüzdeki dönemde hastalıkların çoğunun tedavi edilebilir hale geleceğini ve yaşlanma sürecinin yavaşlatılacağını, hatta belki tersine çevrilebileceğini savunuyor.

shutterstock_223011598

 

Nanoteknoloji Devrimi: ‘Bilgiyle Fiziksel Dünyanın Kesişim Noktası’


“Nanoteknoloji bize araçları sundu… esas oyuncak kutumuz olan doğayla, atomlarla ve moleküllerle oynayabilmemiz için. Her şey onlardan müteşekkil… Yeni şeyler yaratma olanakları sonsuz görünüyor.”


– Nobel ödüllü Horst Störmer, The Singularity Is Near

Çoğu kişi kavramsal nanoteknolojinin doğumunu Richard Feynman’ın 1959’da yaptığı konuşmaya dayandırır. “There’s Plenty of Room at the Bottom (Aşağıda Çok Yer Var)” başlıklı konuşmada Feynman, “makineleri atom seviyesinde tasarlamanın ciddi sonuçları”ndan söz etmiştir. Ancak nanoteknoloji endüstrisi esasen 1981’de, taramalı tünelleme mikroskopunun icadıyla başlamıştır. 

Kurzweil’e göre, DNA temelli biyolojimize ne kadar ince ayar geçersek geçelim, maddeyi moleküler ve atomik seviyede değiştirerek mühendisliğini yapacağımız şeylerin yanına bile yaklaşamaz.

Nanoteknoloji, Kurzweil’in dediğine göre, “bedenlerimizi, beyinlerimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı molekül molekül” yeniden tasarlamamızı ve inşa etmemizi sağlayacak.

 

Günümüzde Nanoteknoloji

Haberlerde ve gündelik hayatlarımızda “genetikbilim devrimi”nin izlerini görsek de, çoğu kişi için nanoteknoloji hâlâ bilimkurgu malzemesinden ibaret. Ancak nanoteknoloji araştırmalarından fayda görmüş ürünleri şimdiden gündelik hayatınızda kullanıyor olmanız mümkün. Bunların arasında güneş kremleri, giysiler, boyalar, arabalar vb. bulunuyor. Ve elbette, dijital devrim de nanoölçek özellikleri olan çipler yapmamızı sağlayan yeni yöntemler sayesinde sürüyor.

Bugünkü kullanışlı uygulamaların yanı sıra, çığır açan (fakat deneysel) nanoteknoloji alanında yapılacak daha çok araştırma ve deneme var:

Maddeyi nanoölçekte değiştirmekte giderek iyileşsek de halen atom atom üretim yapacak ve onaracak nanorobotların ya da nanomontajcıların çok uzağındayız.

Bununla beraber, Feynman’ın belirttiği gibi, fizik ilkeleri böyle bir gelecekle çelişmiyor. Ve halihazırda hayatın karmaşık nano-işleyişinde çalışan bir model görmek için kendi biyolojimize bakmamız yeterli.

shutterstock_337786004

 

Robotbilim Devrimi: ‘Güçlü Yapay Zekâ Yapmak’ 

“Bir süper zekânın çözemeyeceği ya da çözmemize yardım edemeyeceği bir sorun düşünmek zor. Hastalık, yoksulluk, çevre katliamı, her tür gereksiz ıstırap: Bunlar, ileri nanoteknoloji donanımlı bir süper zekânın ortadan kaldırabileceği sorunlar.”


– Ray Kurzweil, The Singularity Is Near

Bu devrimin adı biraz kafa karıştırıcı olabilir. Kurzweil, robotbilimin, cisimlendirilmiş yapay zekâ olduğunu söyler, ama en önemlisi zekâ kısmıdır. Riskleri de gözden kaçırmadan, yapay zekâ devriminin tarihte insan medeniyetinin şahit olacağı en ciddi dönüşüm olduğunu iddia eder. 

Çünkü bu devrim, insan zekâsını kopya edebilmekle, yani “insan medeniyetinin en önemli ve en güçlü özelliğiyle” ilgilidir.

Artık çoktan bir veya birkaç belirli işi yapmak üzere programlanmış makineler olan “dar yapay zekâ” devrindeyiz, fakat bu ileride göreceklerimizin yalnızca küçük bir habercisi.

Güçlü (veya genel) yapay zekâ, sorun çözmek söz konusu olduğunda bir insan kadar becerikli olacak. Hatta Kurzweil’e göre, insan zekâsı seviyesinde işleyen yapay zekâ bile, makinelere özgü kimi özellikler sayesinde insanlara üstün gelecek:

 

  • “Makineler, kaynakları insanların yapamadığı şekilde toplayabilirler.”
  • “Makinelerin hafızası şaşmaz.”
  • Makineler “tutarlı bir biçimde tepe seviyede performans gösterebilir ve en yüksek becerileri bir arada kullanabilirler.”

Günümüzde Yapay Zekâ

Çoğumuz düzenli olarak bir çeşit dar yapay zekâ kullanıyoruz: Siri, Google Now, hatta giderek Watson gibi. Diğer dar yapay zekâ biçimlerinin arasında şu programlar bulunuyor:

  • Konuşma ve resim tanıma yazılımları
  • Otonom silahlar için örüntü tanıma yazılımları
  • Finansal işlemlerde sahtekârlık tespit etmekte kullanılan programlar
  • Google’ın bağlantıları sıralamak için kullandığı yapay zekâ temelli istatistiksel öğrenme yöntemleri

Güçlü yapay zekâya doğru bir sonraki adım, insanlar tarafından programlanmadan ya da bilgi beslenmeden kendi kendine öğrenen makineler olacak. “Derin öğrenme” adı verilen bu yeni ve etkili makine öğrenmesi biçimine ilişkin araştırmalar ve uygulamalar şu anda hızla artıyor.

 

Bu Neden Önemli?

Kurzweil, genetikbilimi, nanoteknolojiyi ve robotbilimi üst üste binen devrimler olarak adlandırıyor çünkü bu teknolojiler olgunlaştıkça her birini aynı anda deneyimlemeye devam edeceğiz.

Bunlar ve diğer teknolojiler muhtemelen birleşerek hayatlarımızı tahmin etmesi güç bir biçimde etkileyecek. Kurzweil bu teknolojilerin her birinin, diğer harika teknolojilerde olduğu gibi, büyük iyiliklere ve büyük kötülüklere yol açacak kudrette olduğu konusunda uyarıyor. Onların gücünü yaşamları iyileştirecek yönde dizginleme kabiliyetimiz, bugünkü konuşmalarımıza ve eylemlerimize bağlı.

“[Bu üç teknoloji] hastalık ve yoksulluk gibi asırlık sorunların üstesinden gelmemizi sağlayacak yollar sunacağı gibi, yıkıcı ideolojileri de güçlendirecek,” diye yazıyor Kurzweil. “İnsan değerlerinin ne olduğu konusunda bir uzlaşma olmasa da, bu değerleri geliştirmek için bu hızlandıran teknolojileri kullanırken bir yandan savunmalarımızı güçlendirmekten başka çaremiz yok.”

Bu üç güçlü teknolojik devrimi kafamızda canlandırıp tartıştıkça gelişimlerini zarardan çok fayda sağlayacakları şekilde yönlendirmemiz kolaylaşacak.

To learn more about the exponential pace of technology and Ray Kurzweil’s predictions, read his 2001 essay “The Law of Accelerating Returns” and his book, The Singularity Is Near.

Image Credit: Shutterstock.com

Jason Dorrier Jason Dorrier

Jason is managing editor of Singularity Hub. He cut his teeth doing research and writing about finance and economics before moving on to science, technology, and the future. He is curious about pretty much everything, and sad he'll only ever know a tiny fraction of it all.