Çalışan Bağlılığı bulaşıcıdır ve yeni araştırmaya göre yöneticiler bunun “sıfır noktası” yani başlatıcısı olabilirler.

Yöneticiler, kuruluşların çavuşlarıdır. Bir yönetici olarak, nihayetinde kuruluşunuzun ne kadar bağlı olacağı konusunda güçlü bir etkiye sahipsiniz. Bir şirketin kültürünün en ön saflarındasınız. Çalışanların çoğu için siz şirketsiniz (veya en azından onların gördüğü açıdan kuruluşu temsil ediyorsunuz). Bu yüzden ekibinizin işe bağlı olmadığına dair bir hisse kapılırsanız, aynaya bakmayı isteyebilirsiniz.

Bağlılık sonuçta viral yani bulaşıcı bir olaydır. Evet, viral pazarlama, sosyal ağlardaki viral meme'ler gibi, bu kelime bazen aşırı olarak her yerde kullanılıyor. Ancak bir kuruluş hakkında konuşurken yani her çalışanın bir nevi hücre olduğu, canlı bir organizma söz konusu olduğunda bu söz daha anlamlıdır. Fikirler, duygular ve tutumlar bir kuruluş içinde, virüslerin vücutta hücreden hücreye yayıldığı gibi yayılırlar.

Bir Yöneticinin Tesiri

Bir yönetici olarak, bu süreç üzerinde çok fazla tesire sahipsiniz. Verdiğiniz emirler veya yazdığınız notlardan daha çok, kendi bağlılık seviyenizle, yani söyledikleriniz ve yaptıklarınızla, insanların bağlı olmayı ya da alaycı ve kayıtsız olmayı seçeceği bir çalışan deneyimi yaratılmasına yardımcı olabilirsiniz. Muharebe alanındaki kara kuvvetleri sizsiniz ve kuruluşunuzdaki bağlılık üzerinde, bir lider olarak sizin performansınızın, C-suite dediğimiz tepe yönetimin emirlerinden çok daha büyük bir etkisi olabilir. Sonuçta, eğer siz her şeyinizi ortaya koyarsanız, takımınız da aynı şeyi yapar.

İş ortağımız DecisionWise’ın yaptığı çalışan bağlılığı araştırması bize ilginç bir şey gösterdi: Çalışanların bağlılığı, çoğunlukla bir yöneticinin kendi bağlılığı ile doğrudan alakalı değil. İstatistiksel analizler (doğrusal regresyon), bir yöneticinin bağlılığının (yüksek veya düşük fark etmeksizin) çalışanlarının bağlılığının yaklaşık %5'ini oluşturduğunu buldu. Başka bir deyişle, sırf bir yöneticinin işine bağlı olması, çalışanlarının da işlerine bağlı olacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte, ek analizler yaptığımızda (Ki-kare), Tamamen Bağlı yöneticilerinin, beklenenden %50 daha yüksek bir oranda Tamamen Bağlı çalışan seviyesine sahip olduğunu buna ilave olarak da  Tamamen Bağlı Olmayan Çalışanların oranının beklenenin yarısı kadar az olduğunu tespit ettik. Benzer şekilde kendileri bağlı olmayan yöneticilerde de ters bir eğilim gösterildi (yani beklenen Bağlı Çalışan Seviyesi yarıya düştü ve Beklenen Bağlı olmayanlar ise iki katına çıktı). Bu nedenle, bağlı bir yönetici mutlaka bağlı çalışan anlamına gelmiyor olsa bile, işine bağlı yöneticilerin çalışanlarının işlerine bağlı olmayı seçebileceği bir ortam yaratacak şekilde davranma olasılıkları çok daha fazladır. Basitçe bağlı olmak, bir yöneticinin başarısının asıl anahtarı değildir; bu bir yöneticinin, nihayetinde çalışan deneyimini etkileyecek olan kendi bağlılığının sonucunda NE yaptığıdır.

guler-yuzlu-yönetici-ve-calisanlari

Bağlılığı Nasıl Yayarsınız?

Açıkçası, bir yöneticinin bağlılığı kritiktir (ve hatta viraldir), ancak bağlılığınızın soğuk algınlığı gibi bir başkasına geçmesini ummak kadar da basit değildir. Çalışanlarınız bağlı olmak istiyorlar ve de çalışmalarında “Bağlılık MAGIC” (Anlam, Otonomi, Gelişme, Etki ve Aidiyet) dediğimiz şeyi bulan ve bu nitelikleri üstünde taşıyan bir lidere cevap vereceklerdir. Bağlılık, insanların büyük çoğunluğunun doğal varsayılan bir ayarıdır. Yani bizler doğal olarak bağlılığı arzu ederiz. Kanıt ister misiniz? Bugün “Bugün umarım kötü bir gün olur!” diyerek işe gelmediğinize bahse girerim. Bağlanmayı istemek, insan doğasıdır.

Çalışan Bağlılığı Anketi CTA

Bir yöneticinin bağlılıktaki rolü nedir? Ocak 2019’da yayınlanan Engagement MAGIC: Bireyleri, Liderleri ve Kuruluşları Bağlı Kılmanın Beş Anahtarı  kitabını yazarken iş ortağımız DecisionWise tarafından yapılan araştırmada, iyi yöneticilerin işine bağlı ekipler oluşturmak için yaptıkları altı ortak şey ortaya çıktı:

  1. Kişisel Olarak Bağlılar. Bu yöneticiler sadece bağlılık hakkında vaaz vermekle kalmıyor, bunu bizzat kendileri de yaşıyorlar. Hem birey hem de lider olarak bağlı durumdalar. Kalplerini, ruhlarını, zihinlerini ve ellerini işlerine katıyorlar. İşte bu bulaşıcı.
  2. Katılımcı Bir Yaklaşıma Sahipler. “Dışlayan Yönetim” yaygın bir uygulamadır. Yani bir astın lideriyle etkileşime girdiği yegane zamanlar, iyi bir şey yaptığında veya gerçekten önemli bir adım attığında olur. Bağlı liderler ise günlük hayatta her gün çalışanlarıyla birlikte orada oluyorlar. Herkesin ateşini ölçüyor, insanların kendi istekleriyle çaba göstermeleri için ihtiyaç duydukları, onlara ilham verecek şeyleri öğreniyorlar.
  3. İşe Alımı Akıllıca Yapıyorlar. Takımınız veya departmanınız için birinin işe alınmasında takdir yetkisi tamamen sizde olmayabilir. Ama muhtemelen tesiriniz vardır. Bağlı yöneticiler, yeni işe alınanların kuruluşun çalışan bağlılığı deneyimine katılması muhtemel insanlar olmasını sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar.
  4. M-A-G-I-C Getiriyorlar. Bu yöneticiler, Anlam, Otonomi, Gelişme, Etki ve Aidiyet'in bağlılığın bileşenleri olduğunu anlıyorlar ve gerçekten önemli olan şeyleri, suni memnuniyet faktörlerini ile değiştirmeyi denemiyorlar. Çalışan deneyimini anlıyor ve doğru bir şekilde değerlendiriyorlar ve çalışanlarının bağlılığı seçmelerini sağlayacak bir ortam oluşturmak için harekete geçiyorlar.
  5. İşe Karışmıyorlar. Ekibiniz tamamen bağlı olduğunda, bazen tek yapmanız gereken yoldan çekilmek ve sadece bazen yelkenlerde ayar yapmaktır. İnsanları ne zaman ittireceğini ve ne zaman geride duracağını bilmesi bir yöneticinin ne kadar büyük ve bağlı bir lider olduğunun işaretidir.
  6. Örnek Teşkil Ederek Liderlik Yapıyorlar. Her şeyden öte, bağlı bir yöneticinin rolü örnek teşkil etmektir. Bu yöneticiler, her davranışlarıyla örnek oluyorlar. Gandhi'nin de dediği gibi;

 “Dünyada görmek istediğin değişim ol.”

Aykan Rasitoglu, MBA, Kurucu Ortak Aykan Rasitoglu, MBA, Kurucu Ortak

Bilgisayar Mühendisliği ve Yüksek Lisans eğitimi ile birlikte 15 yılı aşkın süre yerel ve çok uluslu teknoloji şirketlerinde önce bireysel sonrasında yöneticilik rollerinde bulundu. Teknolojinin gelecekte müşteri ve çalışan davranışlarının kökten değişeceğini ve şirketlerin bu noktada zorlanacağını uzun yıllar önce farkederek mevcut deneyim ve eğitimi üzerine yatırımını bu alana yaptı ve akabinde Success Program'ı kurdu. Yaklaşık 5 yıldır bu büyük dijital dönüşüme adapte olmaya çalışan firmaların CEO, CHRO, HR, Satış ve Pazarlama liderlerine yeni zihin, araçlar ve beceriler kazandırarak organizasyonların dengeli şekilde büyümelerine yardımcı olmakta ve danışmanlık vermekte.