İnsan & Kültür

Performans Sorunları: Kişide Görünür, Sistemde Büyür

Written by Aykan Rasitoglu, Director of Growth & Technology | 29 Eki 2026 14:21:19

Performans sorunları neredeyse her zaman bir isimle birlikte konuşulur: "bu çalışan hedefini tutturamıyor", "satış ekibi bu çeyrek geride", "o müdür ekibini toparlayamıyor." İsim koymak doğal; sorumluluk bir yere bağlanmalı. Ama SuccessProgramme'ın teşhis hipotezi şu: performans sorunları kişide görünür, sistemde büyür. Bir kişinin düşük performansı sıklıkla tek başına bir sorun değil; kurumun standart koyma, açık konuşma, hesap sorma, yetkinliği yenileme ve iyi çalışanı elde tutma kapasitesindeki boşluğun en görünür ucudur.

Bu yazı performans sorunlarını bir CEO ya da CHRO'nun masasından bakarak ele alıyor. Önce problemin ne olduğunu ve neden sistemik olduğunu tanımlıyoruz. Ardından sorunu beş alt kümeye ayırıyoruz: standart ve ölçüm, sorumluluk ve hesap verebilirlik, ekip dinamiği ve açık konuşma, kapasite ve verim, yetenek kaybı. Her kümede belirtiyi, nedeni, küresel ve Türkiye verisini, en sık yapılan yanlış teşhisi ve erken uyarı sinyalini ayrı ayrı ele alıyoruz. Sonunda liderler için erken uyarı sinyallerini, kendinize sormanız gereken on soruyu, SuccessProgramme'ın bu probleme dair örnek ilişkilendirme çerçevesini ve araştırmalardan türetilen yönetim ilkelerini paylaşıyoruz.

Bir uygulama planı değil; tablonun tamamını görünür kılma denemesi.

2026 verileriyle kısa cevap

Bu yazının en önemli fikri

Performans sorunları kişide görünür, sistemde büyür.

Aynı belirti farklı kişilerde tekrar ediyorsa sorun çoğu zaman listede değil, listeyi üreten sistemdedir: standart, hesap verebilirlik, açık konuşma, kapasite ve iyi çalışanı elde tutma birlikte okunmadıkça tek tek kişilere yapılan müdahaleler kalıcı sonuç vermeyebilir.

Kısa cevap: Performans sorunları, bireylerin, ekiplerin ya da birimlerin beklenen sonuçları sürekli olarak üretememesi ve bu durumun kurumda normal karşılanmaya başlamasıdır. Bulgular, sistem ve yönetici koşullarının performansla güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor; tek tek kurumlarda nedenleri ayrıca incelemek gerekir. Örneğin Gallup'a göre çalışanların yalnızca 10'da 2'si performansının kendisini motive edecek şekilde yönetildiğine kesinlikle katılıyor. Türkiye'de ise Avrupa'nın en uzun haftalık fiili çalışma süresi ile düşük bağlılık aynı tabloda yer alıyor; bunlar farklı kaynaklardan, farklı ölçümlerdir.

Rakamlarla tablo şöyle:

GöstergeDeğerKapsamKaynak
Performansı motive edici biçimde yönetilen çalışanlar (kesin onay)10'da 2Gallup araştırmasıGallup, 2017
Değerlendirmesinin gelişme ilhamı verdiğini söyleyenler (kesin onay)%14Gallup araştırmasıGallup, 2019
İşine bağlı çalışanlar%20Küresel, 2025 verisiGallup, State of the Global Workplace 2026
Düşük bağlılığın tahmini maliyeti~10 trilyon dolar, küresel GSYH'nin %9'uKüreselGallup, 2026
Haftalık fiili çalışma süresi (çalışanlar, 20–64 yaş)42,4 saat (AB ortalaması 35,9)Türkiye, 2025Eurostat, lfsa_ewhan2; Eurostat, 2026
İşine bağlı çalışanlar%8 (aktif olarak kopuk: %24)Türkiye, 2025'te biten üç yıllık ortalamaGallup, Türkiye ülke verisi

Bu tablodan çıkan üç sonuç var. Birincisi, performans yönetimi sistemlerinin büyük kısmı amacına ulaşmıyor; ölçüyor ama geliştirmiyor. İkincisi, Türkiye'de performans sorununu "az çalışma" ile açıklamak zor: haftalık fiili çalışma süresi yüksek (Eurostat, 2025, 20–64 yaş), bağlılık ise düşük (Gallup, 2025'te biten üç yıllık ortalama). Bu iki göstergenin farklı evren ve yöntemlerden geldiğini not ederek, SuccessProgramme hipotezi şu: çabanın bir kısmı sonuca ve bağlılığa yeterince dönüşmüyor olabilir. Üçüncüsü, düşük bağlılığın maliyeti küresel ölçekte o kadar büyük ki, performans konuşması bağlılık konuşmasından ayrı yürütülemez.

BÖLÜM 1: Performans sorunları problemi nedir?

Kısa cevap: Kurum bağlamında performans sorunları, tek seferlik başarısızlıklar değil, tekrar eden ve normalleşen örüntülerdir. Belirtisi sonuçlarda, kökü standart, iletişim, hesap verebilirlik ve kapasite sistemindedir. Bir kişiyi değiştirmek düşük performansı geçici olarak ortadan kaldırabilir; ama koşullar aynı kaldıysa sorun yeni gelen kişide tekrar ortaya çıkar.

Düşük performans ile performans sorunu arasındaki fark

Bu yazının en temel ayrımı şu: düşük performans bir sonuçtur; performans sorunu ise o sonucu üreten ve sürdüren koşulların bütünüdür.

Bir satış temsilcisinin bir çeyrekte hedefini tutturamaması düşük performanstır. Aynı ekipte üç farklı temsilcinin art arda aynı hedefi tutturamaması, yöneticinin bu konuyu aylarca konuşmaması, değerlendirme döneminde herkese "beklentiyi karşılıyor" notu verilmesi ve en iyi temsilcinin yükü taşımaktan yorulup ayrılması ise bir performans sorunudur. İlki bir kişiye, ikincisi bir sisteme işaret eder.

Bu ayrım önemli, çünkü her biri farklı bir müdahale gerektirir. Düşük performansa kişiye yönelik bir müdahale (geri bildirim, eğitim, rol değişikliği) çoğu zaman yeterlidir. Performans sorununa ise kişiye yönelik müdahale yetmez; sorunu üreten koşulların değişmesi gerekir.

Performans sorunu neye benzemez?

Teşhisi netleştirmek için performans sorunlarını sık karıştırıldığı iki durumdan ayırmak gerekiyor.

Geçici bir düşüş değildir. Bir ekibin bir çeyrekte piyasa koşulları, bir sistem değişikliği ya da birkaç kişinin ayrılması nedeniyle geride kalması doğaldır. Performans sorunu, bu düşüşün kalıcılaştığı, açıklamasının her dönem değiştiği ama sonucun değişmediği durumdur.

Yalnızca bir motivasyon sorunu değildir. Motivasyon eksikliği performans sorunlarının önemli kaynaklarından biridir; ama tek kaynağı değildir. Çok istekli bir ekip de belirsiz standart, tanımsız sorumluluk ya da yetersiz beceri nedeniyle düşük performans gösterebilir. Bu yüzden her performans sorununu bir istek sorunu olarak okumak, standart, açıklık ve kapasite kaynaklı sorunları görünmez kılar.

Performansın üç bileşeni

Performansı anlamanın en kısa yolu, onu üç bileşenin birlikte ürettiği bir sonuç olarak görmektir:

  • Yapabilmek: Kişinin rolün gerektirdiği beceri ve bilgiye sahip olması.
  • İstemek: Kişinin bu beceriyi kurumun istediği yönde kullanmaya istekli olması.
  • Ortam: Kişinin içinde çalıştığı sistemin (standartlar, kaynaklar, ekip, yönetici, süreçler) bu becerinin ve isteğin sonuca dönüşmesine izin vermesi.

Kurumlar çoğu zaman ilk ikisine odaklanır: beceri eksikse eğitim, istek eksikse motivasyon konuşması. Üçüncü bileşen, yani ortam, genellikle sorgulanmaz. Oysa aynı beceri ve istekteki iki kişi, farklı ortamlarda çok farklı performans gösterebilir. Bu yüzden "sorun o kişi" tespiti yapılmadan önce, aynı ortamda başka kişilerin nasıl performans gösterdiğine bakmak gerekir.

Üç katman: birey, ekip, kurum

Performans sorunları üç katmanda yaşanır:

  • Birey: Kişinin beceri, istek ve davranış olarak rolün gerektirdiğini karşılayıp karşılamadığı.
  • Ekip: Ekibin birlikte çalışma, açık konuşma, sorumluluğu paylaşma ve birbirini hesaba çekme biçimi.
  • Kurum: Hedeflerin nasıl kurulduğu, performansın nasıl ölçüldüğü ve konuşulduğu, iyi ve kötü performansın nasıl sonuç doğurduğu.

Bu katmanlar birbirini besler. Kurum düzeyinde belirsiz bir standart, ekip düzeyinde tutarsız değerlendirmelere, birey düzeyinde de "ne beklendiğini bilmiyorum" duygusuna dönüşür. Gallup'ın 550 kurumda 2,2 milyon çalışanı kapsayan ölçümlerine göre çalışanların yalnızca yarısı işte kendisinden ne beklendiğini bildiğini kesin olarak söylüyor (Gallup, 2015). Beklenenin ne olduğunu bilmeyen bir çalışandan beklenen performansı göstermesini istemek, sorunu bireye yüklemenin en yaygın biçimidir.

Neden sistemik bir problem?

Performans sorunlarının sistemik olmasının üç nedeni var.

Birincisi, performans yönetimi sistemleri çoğu zaman performansı artırmıyor. Gallup'a göre çalışanların yalnızca 10'da 2'si performanslarının kendilerini olağanüstü iş yapmaya motive edecek şekilde yönetildiğini kesin olarak onaylıyor (Gallup, 2017). Yıllık değerlendirmeler için tablo daha da zayıf: çalışanların yalnızca %14'ü değerlendirmelerinin kendilerine gelişme ilhamı verdiğini kesin olarak söylüyor. Aynı analiz, 10.000 çalışanlı bir kurumda bu süreçlerin yılda 2,4 milyon ile 35 milyon dolar arasında çalışma saati kaybına mal olabileceğini hesaplıyor (Gallup, 2019).

İkincisi, performans yöneticiden süzülür. Gallup, 2015 tarihli ABD odaklı "State of the American Manager" analizinde iş birimleri arasındaki bağlılık puanı varyansının en az %70'inin yöneticilerle ilişkili olduğunu tahmin ediyor (Gallup, 2015). Bu, performansın %70'inin yöneticiye bağlı olduğu anlamına gelmez ve nedensellik kanıtı değildir. Performans sisteminin kalitesi, büyük ölçüde onu uygulayan yöneticinin kalitesine bağlı.

Üçüncüsü, performansı belirleyen kararlar dağınık. Hedefleri strateji ve finans koyar, ölçüm sistemini İK kurar, günlük geri bildirimi yönetici verir, beceri gelişimini eğitim birimi yönetir, ekipler arası iş birliği ise çoğu zaman kimsenin sorumluluğunda değildir. Her parça kendi içinde mantıklı olabilir; ama birbirine bağlanmadıklarında ortaya "herkes kendi hedefini tutturuyor, şirket kaybediyor" tablosu çıkar.

Kuruma neye mal oluyor?

Gallup'ın 90 ülkede 183.806 iş birimini ve 3,35 milyon çalışanı kapsayan 2024 meta-analizine göre, bağlılıkta en üst çeyrekteki birimler en alt çeyrektekilere kıyasla medyan olarak %23 daha kârlı, satış verimliliğinde %18, üretim verimliliğinde %14 daha yüksek; kalite hatalarında ise %32 daha düşük (Gallup Q12 Meta-Analizi, 11. baskı, 2024). Bunlar iş birimi düzeyinde, çeyrekler arası medyan ilişkilerdir; bireysel performans sorunlarının hangi oranının sistemden kaynaklandığını ölçmez. Yine de ekip ve yönetim koşullarının performansla ne kadar güçlü ilişkili olduğunu gösteren en geniş ölçekli verilerden biri.

SuccessProgramme yorumu: yukarıdaki verilerden çıkan çıkarım, performans sorunlarının maliyetinin bilançoda ayrı bir kalem olarak görünmediği ve üç biçimde biriktiğidir. Birincisi, yükün yeniden dağılması: bir kişinin taşımadığı yük, genellikle ekipteki en güvenilir kişilere geçer. İkincisi, yöneticinin zamanı: konuşulmayan performans sorunu, yöneticinin gündemini telafi edici işler ve son dakika müdahaleleriyle sessizce işgal eder. Üçüncüsü, standardın aşınması: kabul edilen her düşük performans, bir sonraki dönemin standardını belirler.

Beş küme arasındaki bağ

Bu genel tablonun altında beş ayrı alt problem kümesi var. Aşağıdaki bölümlerde her birini ayrı ele alıyoruz; ama baştan söylemek gerekiyor ki bu kümeler bir zincir gibi çalışır.

Belirsiz bir standart (standart kümesi), düşük performansın konuşulmasını zorlaştırır; çünkü neyin "düşük" olduğu tartışmalıdır. Konuşulmayan düşük performans (hesap verebilirlik kümesi), ekip içinde sessiz bir öfke yaratır ve insanlar sorunları toplantıda değil koridorda konuşmaya başlar (açık konuşma kümesi). Açık konuşulamayan bir ekipte beceri açıkları ve verimsiz süreçler de görünmez kalır (kapasite kümesi). Bu zincirin sonunda en çok yorulan, en iyi performans gösterenler olur ve ilk onlar ayrılır (yetenek kaybı kümesi). Zincirin hangi halkasından girilirse girilsin, diğer halkalar değişmeden kalıcı sonuç almak zordur.

BÖLÜM 2: Standart ve ölçüm — ölçtüğümüz şey ile istediğimiz şey ayrıştığında

Kısa cevap: Standart ve ölçüm kümesi, kurumun "iyi performans"ı nasıl tanımladığı, ölçtüğü ve değerlendirdiğiyle ilgilidir. Bireysel hedefler tutturulduğu hâlde şirket hedefi tutmuyorsa, değerlendirmeler ilişkiyi korumak için yumuşatılıyorsa ve standart zamanla sessizce düşüyorsa, sorun kişilerde değil ölçüm sistemindedir.

Belirti

Kişiler hedeflerini tutuyor, şirket hedefini tutmuyor.

Bireysel karneler yeşil, şirket karnesi kırmızı. Herkes kendi hedefini tutturduğunu gösterebiliyor; ama toplam sonuç beklenenin altında. Bu genellikle hedeflerin aşağıya doğru parçalanırken birbirinden koptuğunu, ölçülen şeyin istenen sonuçla aynı olmadığını gösterir.

Kimseyle aram bozulmasın diye herkese 'başarılı' veriliyor.

Değerlendirme dönemlerinde notlar ortaya yığılıyor. Yöneticiler, ilişkiyi korumak ve zor konuşmadan kaçınmak için ayrıştırmaktan kaçınıyor. Sonuç: gerçekten iyi olanla yetersiz olan aynı notu alıyor; ikisi de sistemin ciddi olmadığını öğreniyor.

Vasat normalleşti.

Kimse kötü değil, kimse parlak da değil. Standart bir gün resmî olarak düşürülmedi; sessizce aşındı. Bu belirti, yukarıdaki ikisinin birikmiş sonucudur.

Neden oluyor?

Hedefler bağlantısız parçalanıyor. Şirket hedefi birimlere, birim hedefleri ekiplere, ekip hedefleri bireylere bölünürken her kademede küçük bir sapma oluşur. Bireyler kendi kontrollerindeki göstergeleri optimize eder; bu göstergelerin toplamı ise şirket sonucunu vermeyebilir. Örneğin bir satış ekibi ciro hedefine odaklanırken kârlılığı düşük işleri kabul edebilir; operasyon ekibi maliyet hedefine odaklanırken müşteri memnuniyetini düşürebilir.

Değerlendirme ilişki yönetimine dönüşüyor. Yöneticiler için değerlendirme dönemi, ekibiyle ilişkisini riske attığı bir dönemdir. Düşük not vermek zor bir konuşma gerektirir; yüksek not vermek ise hiçbir şey gerektirmez. Kurum bu asimetriyi dengelemezse, notlar kaçınılmaz olarak yukarı kayar.

Standart yazılı değil, örtük. "İyi performans" çoğu rol için yazılı bir tanıma sahip değildir; her yöneticinin kafasında farklı bir tanım vardır. Yazılı olmayan bir standart, zamanla en düşük kabul edilen seviyeye doğru kayar.

Ölçüm sonuca odaklanıyor, davranışa değil. Sayısal sonuçlar ölçülür, ama o sonuca nasıl ulaşıldığı ölçülmez. Hedefini tutturan ama ekibini yıpratan, bilgi saklayan ya da kısa vadeli kazanç için uzun vadeli ilişkiyi feda eden kişi, sistem içinde "başarılı" görünür.

Veri: küresel

  • Çalışanların yalnızca %14'ü değerlendirmelerinin kendilerine gelişme ilhamı verdiğini kesin olarak söylüyor; yalnızca %22'si ücret ve teşviklerinin kendilerini kurumun yararına hareket etmeye motive ettiğini kesin olarak onaylıyor (Gallup, 2019).
  • Çalışanların yalnızca yarısı işte kendisinden ne beklendiğini bildiğini kesin olarak söylüyor; Gallup aynı çalışmada bu çalışanların yöneticilerinin de beklentiler konusunda benzer ölçüde belirsiz olduğunu belirtiyor (Gallup, 2015; 550 kurum, 2,2 milyon çalışan).

Veri: Türkiye

Türkiye'de değerlendirme notlarının dağılımını ya da standartların netliğini ölçen geniş ölçekli, kamuya açık bir veri setine ulaşamadık.

SuccessProgramme yorumu: TÜİK verisine göre yıllık tüketici enflasyonu Aralık 2025'te %30,89 oldu (Bloomberg HT, 5 Ocak 2026). Bu düzeyde enflasyonda ücret artışları büyük ölçüde enflasyona göre belirlendiğinde, değerlendirme notu ile ücret artışı arasındaki bağ zayıflar. Not, çalışan için somut bir sonuç doğurmadığında değerlendirmenin anlamı da azalabilir; bu da yöneticinin ayrıştırma yapma isteğini düşürerek notların ortaya yığılmasını kolaylaştırabilir.

Yaygın yanlış teşhis

"Yeni bir değerlendirme sistemi kuralım." Değerlendirme formunu, ölçek sayısını, döngü sıklığını değiştirmek yaygın bir refleks. Ama yöneticiler zor konuşmalardan kaçınmaya devam ediyorsa ve standart yazılı değilse, yeni sistem eski sistemin sonuçlarını yeni bir formatta üretir. Sorun genellikle formda değil, formun arkasındaki konuşmadadır.

İkinci yanlış teşhis, not dağılımını zorla düzeltmeye çalışmaktır. Her ekibe belirli oranda düşük not verme zorunluluğu, kâğıt üzerinde ayrıştırma sağlar; ama gerçek performans farklarını yansıtmayabilir ve ekip içi güveni zedeleyebilir.

Bu kümede sık kaçırılan nokta: standardın sessiz kayması

Standart ve ölçüm kümesinde en sık kaçırılan nokta, standardın bir kararla değil, birikmiş küçük tavizlerle düşmesidir. Bir teslim tarihi bir kez esnetilir, çünkü haklı bir neden vardır. Bir rapor bir kez eksik kabul edilir, çünkü acildir. Bir değerlendirmede bir kez yumuşak davranılır, çünkü kişi zor bir dönemden geçmektedir. Her biri tek başına makul bir karardır.

Ama birkaç döngü sonra bu istisnalar kuralın yerini alır. Yeni gelen biri, kurumun standardını yazılı belgelerden değil, gördüğü uygulamadan öğrenir; ve gördüğü uygulama artık istisnaların toplamıdır. Bu yüzden standardın düştüğünü kimse fark etmez; kimse bunun ne zaman olduğunu hatırlamaz. Kurum ancak dışarıdan gelen bir karşılaştırmayla (bir rakibin hızı, bir müşterinin şikâyeti, yeni bir yöneticinin şaşkınlığı) standardının nerede olduğunu görür.

Bu kümenin diğerlerine etkisi

Standart kümesi, zincirin ilk halkasıdır. Neyin "iyi" olduğu net olmadığında, düşük performansı konuşmak da zorlaşır; çünkü yönetici kendi beklentisinin haklı olduğundan emin olamaz ve çalışan da kendisinden ne beklendiğini bilmediğini söyleyebilir. Bu yüzden standart kümesindeki bir boşluk, doğrudan hesap verebilirlik kümesine taşınır. Aynı şekilde belirsiz standart, yüksek performanslıların katkısının da görünmez kalmasına yol açar; bu da yetenek kaybı kümesini besler.

Bu kümeye bağlı konular

  • Kurumsal Performans Yönetimi: Şirket Neden Kaybediyor? (yakında)
  • Hoşgörü Hatası: Herkese 'Başarılı' Veren Kimi Korur? (yakında)
  • Vasatlık: Standart Ne Zaman Sessizce Düştü? (yakında)

Erken uyarı sinyali

Son değerlendirme döneminde notların çok büyük kısmı aynı bir-iki kategoride toplandıysa ve bu dağılım şirket sonuçlarıyla uyuşmuyorsa, standart ve ölçüm kümesinde sorun var demektir.

BÖLÜM 3: Sorumluluk ve hesap verebilirlik — herkesin bildiği, kimsenin konuşmadığı

Kısa cevap: Sorumluluk ve hesap verebilirlik kümesi, taahhütlerin takip edilip edilmediği ve düşük performansın zamanında konuşulup konuşulmadığıyla ilgilidir. Hedefler açıklanır ama takip edilmez; düşük performans herkes tarafından bilinir ama ertelenir. Sonuç, taahhüdün anlamını yitirdiği ve en iyi çalışanların yükü taşıdığı bir kültürdür.

Belirti

Herkes hedefi biliyor, kimse takip etmiyor.

Yıl başında hedefler açıklanmış, sunumlar yapılmış, herkes başını sallamış. Üç ay sonra kimin neyi yaptığını soran yok. Takip edilmeyen taahhüt, zamanla "taahhüt" olmaktan çıkar ve bir niyet beyanına dönüşür.

Düşük performansa göz yumuluyor.

Ekipteki herkes kimin yükü taşımadığını bilir; yönetici de bilir. Ama konuşma ertelenir: "zor dönemden geçiyor", "yerine kimi koyacağız", "ortamı germeyelim." Göz yumulan her düşük performans, ekipteki yüksek performanslılara açık bir mesaj verir: burada ne kadar katkı verdiğinin bir önemi yok.

Neden oluyor?

Zor konuşmalar erteleniyor. Performans sorunlarının büyük bölümü, zamanında yapılmayan bir konuşmanın sonucudur. Yönetici ilişkiyi bozmamak, çatışmadan kaçınmak ya da "belki kendiliğinden düzelir" umuduyla konuşmayı erteler. Ertelenen her konuşma, sorunu büyütür ve sonunda yapılacak konuşmayı daha da zorlaştırır.

Hesap verebilirlik kişiye bırakılıyor. Bazı yöneticiler doğal olarak takip eder, bazıları etmez. Kurum bunu bir kişilik özelliği olarak bırakırsa, aynı şirket içinde birbirinden tamamen farklı performans kültürleri oluşur. Hesap verebilirlik, kurumsal bir ritim olarak kurulmadığında yöneticinin keyfine kalır.

Sorumluluk paylaşılırken dağılıyor. Bir iş birden fazla kişiye ya da birime verildiğinde, herkes kendini kısmen sorumlu hisseder; bu da kimsenin tam sorumlu olmadığı anlamına gelir. "Herkes sorumluysa kimse sorumlu değil" durumu, özellikle çapraz fonksiyonlu projelerde yaygındır.

Hesap verebilirlik cezayla karıştırılıyor. Pek çok kurumda "hesap sormak", suçlu aramak ve cezalandırmak olarak algılanır. Bu algı hem yöneticiyi hesap sormaktan alıkoyar hem de çalışanı hataları saklamaya iter. Oysa hesap verebilirlik, taahhüdün takip edilmesi ve sonucun birlikte konuşulmasıdır; ceza ise bunun yalnızca bir olası sonucudur.

Veri: küresel

  • Crucial Learning'in (o dönemki adıyla VitalSmarts) 529 kişiyle yaptığı 2019 anketine göre çalışanların %80'inden fazlası işte en az bir zor konuşmadan kaçınıyor; her dört kişiden biri bu konuşmayı altı aydır erteliyor, her on kişiden biri bir yıldır, bir başka on kişiden biri ise iki yıldan uzun süredir (Crucial Learning, 2019).
  • Gallup'ın yaklaşık 15.000 çalışanla yaptığı bir çalışmada çalışanların yalnızca %16'sı yöneticisiyle yaptığı son konuşmanın son derece anlamlı olduğunu söylüyor; son bir hafta içinde anlamlı geri bildirim aldığını söyleyenlerin ise %80'i tam olarak işine bağlı (Gallup, 2023, güncelleme 2026; çapraz kesit gözlem, nedensellik değil).

Bu iki veri aynı mekanizmayı iki taraftan gösteriyor: zor konuşmalar aylarca, hatta yıllarca erteleniyor; oysa düzenli ve anlamlı konuşma, bağlılığın en güçlü kaldıraçlarından biri.

Veri: Türkiye

Türkiye'de zor konuşmaların ertelenmesini ya da hesap verebilirlik pratiklerini ölçen kamuya açık bir veri setine ulaşamadık. Dolaylı gösterge olarak Gallup'ın Türkiye verisi var: çalışanların %24'ü aktif olarak işine bağlılıktan uzak (Gallup, Türkiye ülke verisi). Bu veri hesap verebilirliği doğrudan ölçmüyor; yalnız dolaylı bağlam. SuccessProgramme yorumu: aktif olarak kopuk çalışan grubunun büyüklüğü, düşük performansa göz yumulan ortamlarda daha da önem kazanabilir.

SuccessProgramme yorumu: Crucial Learning verisindeki erteleme süreleri bir döngüye işaret ediyor. Konuşma ertelendikçe biriken gerginlik, konuşma sonunda yapıldığında onu bir hesaplaşmaya dönüştürür; bu da bir sonraki zor konuşmanın daha da ertelenmesine yol açabilir. Arada, yani erken, kısa ve sakin bir konuşma, bu döngünün dışında kalan biçimdir; Gallup'ın kısa ve sık konuşma bulgusu da aynı yöne işaret ediyor.

Yaygın yanlış teşhis

"Sorun o kişi." Bazen gerçekten öyledir. Ama aynı belirti farklı kişilerde, farklı dönemlerde tekrar ediyorsa, sorun kişide değil koşuldadır. Kişiyi değiştirmek koşulu değiştirmez; yeni gelen kişi aynı takip edilmeyen taahhüt kültürüne girer.

İkinci yanlış teşhis: "Daha sıkı takip edelim." Takip araçlarını, raporları, onay basamaklarını artırmak hesap verebilirlik yaratmaz; çoğu zaman yalnızca mikro yönetim yaratır. Hesap verebilirlik bir kontrol mekanizması değil, taahhüt ile konuşma arasındaki bir ritimdir.

Bu kümede sık kaçırılan nokta: göz yummanın mesajı

Bu kümede en sık kaçırılan nokta, göz yummanın yalnızca düşük performans gösteren kişiyi değil, ekibin geri kalanını etkilemesidir. Yönetici düşük performansı konuşmadığında, bunu genellikle bir koruma ya da nezaket olarak görür. Ekibin geri kalanı ise bunu farklı okur: "Burada katkı vermesen de olur" ya da "Yönetici görmüyor, görse de bir şey yapmıyor."

Bu mesajın en çok etkilediği kişiler, en yüksek katkıyı verenlerdir. Onlar için göz yumma, kendi emeklerinin değersizleştirilmesi anlamına gelir. Bir süre ek yükü taşırlar; sonra ya katkılarını ekibin ortalamasına indirirler ya da ayrılırlar. Her iki durumda da kurum, düşük performansı korumak için yüksek performansı feda etmiş olur. Bu da hesap verebilirlik kümesini doğrudan yetenek kaybı kümesine bağlar.

Bu kümeye bağlı konular

  • Hesap Verebilirlik: Herkes Sorumluysa Kimse Sorumlu Değil (yakında)
  • Performans Düşüklüğü: Göz Yummanın Faturasını Kim Öder? (yakında)

Erken uyarı sinyali

Ekipte herkesin bildiği bir performans sorunu üç aydan uzun süredir yöneticiyle ilgili kişi arasında konuşulmadıysa, hesap verebilirlik kümesinde sorun var demektir.

BÖLÜM 4: Ekip dinamiği ve açık konuşma — konuşulamayan şey düzeltilemez

Kısa cevap: Bu küme, ekiplerin sorunları açıkça konuşup konuşamadığı ve birbirleriyle ne kadar etkili çalıştığıyla ilgilidir. Sorunlar toplantıda değil koridorda konuşuluyorsa, ekipler birbirine iş atıyor ama ortak sonucu kimse sahiplenmiyorsa, performans sorununun kaynağı kişiler değil, ekibin işleyişidir.

Belirti

Toplantıda herkes susuyor, koridorda konuşuyor.

Sorunlar biliniyor ama toplantıda dile getirilmiyor; asıl değerlendirme toplantıdan sonra, kapı aralarında yapılıyor. Toplantıda alınan kararlar, toplantıdan sonra sessizce uygulanmıyor; çünkü itirazlar masaya hiç gelmemiş.

Ekipler birbirine iş atıyor, ortak sonucu kimse sahiplenmiyor.

Her ekip kendi parçasını teslim ediyor; parçalar birleşince ortaya bir bütün çıkmıyor. Sorun birimlerin arasındaki boşlukta, o boşluk da kimsenin değil.

Bu kümede adı sık konmayan iki belirti daha var: iletişim açıkları (bilginin yanlış kişiye, geç ya da eksik ulaşması) ve ekip içinde işlevini yitirmiş çalışma biçimleri (rollerin belirsizliği, çözülmeyen çatışmalar, tekrar eden toplantılar). Her ikisi de performans sorununun kişiden değil ekipten kaynaklandığı durumlarda sıkça görülür.

Neden oluyor?

Psikolojik güvenlik düşük. İnsanlar bir hatayı, bir endişeyi ya da farklı bir görüşü dile getirdiklerinde cezalandırılacaklarını, küçük düşürüleceklerini ya da dışlanacaklarını düşünüyorsa susarlar. Bu sessizlik, sorunların erken fark edilmesini engeller.

Liderin davranışı tonu belirliyor. Toplantıda ilk itiraza nasıl tepki verildiği, sonraki itirazların gelip gelmeyeceğini belirler. Bir kez küçümsenen bir görüş, ekipteki herkese "burada fikrini söyleme" mesajı verir.

Birimler arası sorumluluk tanımsız. Organizasyon şeması birimleri tanımlar, birimler arasındaki ilişkileri tanımlamaz. İki birimin kesiştiği yerde ortaya çıkan sorunlar, ikisinin de "asıl işi" değildir.

Öncelikler çatışıyor. Ekipler aynı anda birden fazla yöne çekildiğinde, birbirine destek vermek için zamanları kalmaz. Her ekip kendi önceliğini korur; ortak sonuç kimsenin önceliği olmaz.

Veri: küresel

  • Google'ın 180 ekibi (115 mühendislik, 65 satış) incelediği Project Aristotle çalışması, etkili ekipleri ayıran beş dinamikten ilkinin psikolojik güvenlik olduğunu buldu (Google re:Work).
  • McKinsey'in 2020'de 1.574 kişiyle yaptığı ankete göre katılımcıların yalnızca %43'ü ekiplerinde olumlu bir iklim olduğunu söylüyor; araştırma, danışmacı (consultative) liderlik davranışlarının psikolojik güvenlikle güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor (McKinsey, 2021).
  • Atlassian'ın ABD, Avustralya, Hindistan, Almanya ve Fransa'da 5.000 bilgi çalışanı ve 100 Fortune 500 yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre bilgi çalışanlarının %50'si bir projede çalıştıktan sonra başka bir ekibin aynı işi yaptığını sonradan öğrendiğini söylüyor; %64'ü ekibinin sürekli çok fazla yöne çekildiğini belirtiyor. Araştırma, Fortune 500 şirketlerinde etkisiz iş birliği nedeniyle yılda yaklaşık 25 milyar çalışma saati kaybedildiğini tahmin ediyor (Atlassian, State of Teams 2024).

Veri: Türkiye

Türkiye'de ekip içi psikolojik güvenliği ya da birimler arası iş birliğini ölçen geniş ölçekli, kamuya açık bir veri setine ulaşamadık. Gallup'ın Türkiye verisinde çalışanların %36'sı önceki gün çok öfke hissettiğini söylüyor; küresel ortalama %22 (Gallup, Türkiye ülke verisi). Bu veri ekip dinamiğini ya da psikolojik güvenliği doğrudan ölçmüyor; yalnız dolaylı bağlam. SuccessProgramme yorumu: yüksek gerginlik ortamında açık konuşma hem daha zor hem daha kritik olabilir.

Yaygın yanlış teşhis

"Ekip uyumu için bir etkinlik yapalım." Ekip yemeği ya da outdoor aktivite ilişkileri yumuşatabilir; ama toplantıda kimin sözünün kesildiğini, kimin itirazının küçümsendiğini değiştirmez. Psikolojik güvenlik bir etkinlikle değil, günlük liderlik davranışıyla kurulur.

İkinci yanlış teşhis, birimler arası sorunları kişiler arası çatışma olarak okumaktır. İki birimin yöneticileri anlaşamıyor gibi görünebilir; ama sorun çoğu zaman aradaki tanımsız sorumluluk ve çatışan önceliklerdir.

Bu kümede sık kaçırılan nokta: sessizliğin maliyeti

Bu kümede en sık kaçırılan nokta, sessizliğin bir "uyum" işareti olarak okunmasıdır. Toplantıda kimse itiraz etmediğinde yönetici, herkesin kararı desteklediğini düşünür. Oysa sessizlik çoğu zaman onay değil, güvensizliktir.

Sessizliğin maliyeti iki yerden çıkar. Birincisi, kararların kalitesi düşer; çünkü riskleri en iyi bilen kişiler (genellikle sahaya en yakın olanlar) konuşmaz. İkincisi, kararların uygulanması zayıflar; çünkü toplantıda itirazını söyleyemeyen kişi, kararı sahiplenmez ve uygulamada direnç gösterir. Bu direnç açık değil örtüktür: gecikmeler, eksik uygulamalar, "unutulan" adımlar. Ve bu örtük direnç, sonunda bir performans sorunu olarak raporlanır.

Bu kümenin diğerlerine etkisi

Açıklık kümesi, diğer kümelerdeki sorunların görünür olup olmayacağını belirler. Psikolojik güvenliğin düşük olduğu bir ekipte belirsiz standart sorgulanmaz, düşük performans konuşulmaz, beceri açığı itiraf edilmez, yüksek performanslının yorgunluğu dile getirilmez. Bu yüzden açıklık kümesi, kurumun kendi performans sorunlarını teşhis edebilme kapasitesinin de göstergesidir. Açık konuşulamayan bir kurum, sorunlarını ancak sonuçlara yansıdığında, yani en pahalı aşamada görür.

Bu kümeye bağlı konular

  • Açık Konuşma Kültürü: Toplantıda mı, Koridorda mı? (yakında)
  • Ekip Çalışması: Ekipler Arası Kopukluğun 4 İşareti (yakında)

Erken uyarı sinyali

Toplantıda alınan kararlar sonradan sessizce değişiyor ya da uygulanmıyorsa, ekip dinamiği ve açık konuşma kümesinde sorun var demektir. Toplantıda kimse itiraz etmemiş olması bu sinyali güçlendirir.

BÖLÜM 5: Kapasite ve verim — çok çalışmak ile iyi çalışmak arasındaki fark

Kısa cevap: Kapasite ve verim kümesi, ekibin hedeflere yetecek beceriye sahip olup olmadığı ve harcanan çabanın sonuca ne kadar dönüştüğüyle ilgilidir. Mesai uzun ve takvimler dolu olabilir; ama hedefler büyürken beceriler yerinde sayıyorsa ve zamanın büyük kısmı koordinasyona gidiyorsa, yoğunluk performansın değil verimsizliğin göstergesidir.

Belirti

Meşgul ama üretken değil.

Takvimler dolu, mesailer uzun, sonuç sınırlı. Yoğunluk bir performans göstergesi gibi algılanıyor ama çoğu zaman tersini gösteriyor: öncelik belirsizliği, tekrarlanan işler, karar gecikmeleri.

Hedef büyüdü, ekibin becerisi yerinde saydı.

Strateji değişti, pazar değişti, teknoloji değişti; ekibin yetkinlikleri aynı kaldı. Bu durumda performans sorunu bir istek sorunu değil, bir kapasite sorunudur.

Neden oluyor?

Koordinasyon işi asıl işi yutuyor. Toplantılar, e-postalar, mesajlar, raporlar; bunların her biri tek başına gerekli görünür. Toplamları ise çalışanın odaklanarak üretebileceği zamanı ciddi biçimde daraltır.

Öncelikler net değil. Her iş acil, her proje önemli olduğunda, hiçbir iş gerçekten öncelikli değildir. Ekipler önceliklerini kendi başlarına belirlemek zorunda kalır ve bu öncelikler birbiriyle çatışabilir.

Yetkinlik hedeflerin hızında yenilenmiyor. Hedefler yıllık olarak güncellenir; yetkinlik gelişimi ise çoğu zaman yıllık bir eğitim takvimiyle sınırlı kalır. Bu hız farkı büyüdükçe, ekipten beklenen ile ekibin yapabildiği arasındaki açık da büyür.

Kritik yetkinlikler tanımlı değil. Kurum hangi yetkinliklerin stratejisi için kritik olduğunu net olarak tanımlamadığında, eğitim yatırımı dağınık kalır: herkes biraz her şeyi öğrenir, kimse kritik olanı derinlemesine öğrenmez.

Veri: küresel

  • Microsoft'un 31 pazarda 31.000 çalışanla yaptığı 2023 araştırmasına göre çalışanların %64'ü işini yapmak için yeterli zaman ve enerjiye sahip olmakta zorlandığını, %68'i iş günü içinde yeterli kesintisiz odaklanma zamanı olmadığını söylüyor; verimsiz toplantılar en büyük verimlilik engeli olarak öne çıkıyor (Microsoft Work Trend Index, 2023).
  • Dünya Ekonomik Forumu'nun 55 ekonomide 1.000'den fazla şirketle yaptığı araştırmaya göre işverenler, çalışanların temel becerilerinin %39'unun 2030'a kadar değişmesini bekliyor; işverenlerin %63'ü beceri açıklarını dönüşümün önündeki en büyük engel olarak görüyor, %77'si yeniden beceri kazandırma (upskilling) planlıyor (WEF, Future of Jobs 2025; WEF basın bülteni, Ocak 2025).

Veri: Türkiye

  • Eurostat verisine göre Türkiye'de 20–64 yaş arası çalışanların haftalık fiili çalışma süresi 2025'te 42,4 saat; ücretli çalışanlarda 43,3 saat. AB ortalaması 35,9 saat (Eurostat, lfsa_ewhan2; Eurostat, 27 Mayıs 2026).
  • Bloomberg HT'nin WEF Future of Jobs 2025'ten aktardığına göre Türkiye'de işverenler 2030'a kadar becerilerin %44'ünün değişmesini bekliyor; WEF'in küresel ortalaması %39 (Bloomberg HT, 8 Ocak 2025; ikincil aktarım, 2030 işveren beklentisi/projeksiyonu — gerçekleşmiş değişim değil; Türkiye rakamı WEF ülke tablosunda metin olarak doğrulanamadı).

Bu iki veri farklı türde: biri ölçülmüş çalışma süresi, diğeri ikincil kaynaktan aktarılan bir işveren beklentisi. Birlikte okunduğunda, Türkiye'de çalışanların AB ortalamasından haftada yaklaşık altı buçuk saat daha fazla çalıştığı ve işverenlerin beceri değişimini küresel ortalamadan yüksek beklediği bir tablo var. SuccessProgramme hipotezi (ölçüm değil): uzun mesai, beceri açığını kapatmak için kullanılabilecek zamanı da daraltıyor olabilir; kurumlar bugünün işini yetiştirmek için yarının becerisini kazanma zamanından feragat ediyor olabilir. Bu, kurumun kendi zaman ve gelişim verileriyle sınanmalı.

Yaygın yanlış teşhis

"Herkes çok çalışıyor, sorun olamaz." Yoğunluk ile performans aynı şey değil. Uzun mesai ve dolu takvimler bazen yüksek performansı değil, öncelik belirsizliğini ve verimsiz süreçleri gösterir.

"Eğitim verelim." Performans sorunu bir beceri açığından kaynaklanıyorsa eğitim doğru araçtır. Ama hangi becerinin kritik olduğu tanımlanmadan verilen eğitim dağınık kalır. Sorun istekten, belirsiz standarttan ya da hesap verebilirlik eksikliğinden kaynaklanıyorsa ise eğitim sorunu çözmez; yalnızca sorunun üzerine bir aktivite ekler.

Bu kümede sık kaçırılan nokta: uzun mesainin gizlediği

Bu kümede en sık kaçırılan nokta, uzun mesainin bir sorunu çözerken başka birini gizlemesidir. Ekip hedefe yetişemediğinde en hızlı çözüm daha fazla çalışmaktır; ve kısa vadede bu genellikle işe yarar. Ama uzun mesai bir kez normal hâle geldiğinde, verimsiz süreçleri, gereksiz toplantıları ve beceri açıklarını telafi etmenin varsayılan yolu olur. Sorun hiçbir zaman görünür olmaz, çünkü sonunda iş bir şekilde yetişir.

Bu döngünün maliyeti iki yerden çıkar. Birincisi, uzun mesai ekipteki en istekli ve en yetkin kişilere yığılır; onların enerjisi tükendiğinde kapasite aniden düşer. İkincisi, öğrenmeye, süreç iyileştirmeye ve yeni beceri kazanmaya ayrılabilecek zaman kalmaz; bu da kapasite açığının bir sonraki dönem daha da büyümesine neden olur.

Bu kümenin diğerlerine etkisi

Kapasite kümesi, diğer kümelerdeki sorunların bedelinin en çok ödendiği yerdir. Belirsiz öncelikler, takip edilmeyen taahhütler ve birimler arası kopukluk, sonunda ek mesai olarak geri döner. Ek mesai ise öğrenmeye ayrılacak zamanı tüketerek beceri açığını büyütür. Bu döngüde en çok yıpranan kişiler, en çok sorumluluk alanlardır; bu da kapasite kümesini doğrudan yetenek kaybı kümesine bağlar.

Bu kümeye bağlı konular

  • İş Verimliliği: Avrupa'nın En Uzun Mesaisi Neden Yetmiyor? (yakında)
  • Beceri Açığı: Türkiye'de Becerilerin %44'ü Değişiyor (yakında; başlık FINAL_14'teki SC adıdır, rakam 2030 işveren beklentisi)

Erken uyarı sinyali

Ekibin mesai süresi artarken çıktısı aynı kalıyorsa ya da düşüyorsa, kapasite ve verim kümesinde sorun var demektir. Ek mesai bir istisna olmaktan çıkıp varsayılan hâle geldiyse sinyal güçlenir.

BÖLÜM 6: Yetenek kaybı — sistemin en pahalı sonucu

Kısa cevap: Yetenek kaybı kümesi, en iyi performans gösterenlerin kurumdan ayrılmasıyla ilgilidir. Bu küme çoğu zaman diğer dört kümenin birikmiş sonucudur: belirsiz standart, göz yumulan düşük performans, açık konuşulamayan ekip ve yorucu mesai, en çok yüksek performanslıları yıpratır. En iyiler genellikle şirketten değil, yöneticisinden ve onun yönettiği koşullardan ayrılır.

Belirti

En iyiler şirketten değil, yöneticisinden gidiyor.

Ayrılma görüşmelerinde "daha iyi bir teklif aldım" deniyor; ama ayrılanların listesine bakıldığında belirli yöneticilerin ekiplerinden daha sık ayrılık olduğu görülüyor. En iyi performans gösterenler, ayrılmadan önce genellikle birkaç sinyal veriyor: ek sorumluluk almayı bırakıyor, gelişim konuşmalarından kaçınıyor, toplantılarda daha az konuşuyor.

Neden oluyor?

Yüksek performansın karşılığı daha fazla iş. Yöneticiler, güvendikleri kişilere daha fazla iş verir. Bu bir takdir işaretidir; ama karşılığında ücret, görünürlük ya da gelişim fırsatı gelmediğinde, yüksek performans bir cezaya dönüşür.

Düşük performansa göz yumulması. Yüksek performanslılar, ekiplerindeki düşük performansın en çok yükünü taşıyanlardır. Göz yumulan her düşük performans, onların ek yükü demektir.

Yönetici ilişkisi. En iyi çalışanlar genellikle en çok seçeneğe sahip olanlardır; kötü bir yönetici ilişkisine katlanmak için en az nedenleri vardır.

Gelecek görünmüyor. Yüksek performanslılar kurumdaki geleceklerini görmek ister. Kariyer yolu belirsizse, en hızlı büyüyen kişiler kurumun büyüme hızını aşar ve dışarıda büyümeyi seçer.

Veri: küresel

  • McKinsey'in Avustralya, Kanada, Hindistan, Singapur, İngiltere ve ABD'de 13.382 çalışanla yaptığı 2022 araştırmasında, işinden ayrılanların %35'i "ilgisiz ve ilham vermeyen liderleri" ayrılma nedenlerinin ilk üçü arasında sayıyor; yetersiz ücret, kariyer ilerlemesi eksikliği ve anlamlı iş eksikliği de başlıca nedenler arasında (McKinsey, 2022).
  • Pew Research Center'ın ABD'de 2021'de işinden kendi isteğiyle ayrılan 965 kişiyle yaptığı ankette, düşük ücret ve ilerleme fırsatı olmaması (her ikisi %63) ile kendini değersiz hissetmek (%57) ayrılma nedenlerinin başında geliyor (Pew Research Center, 2022).
  • Gallup'ın 2024 meta-analizine göre bağlılıkta en üst çeyrekteki iş birimlerinde, devir oranı düşük kurumlarda işten ayrılma %51, devir oranı yüksek kurumlarda ise %21 daha düşük (Gallup, 2024).

Veri: Türkiye

Türkiye'de yüksek performanslıların ayrılma nedenlerini ölçen geniş ölçekli, kamuya açık bir veri setine ulaşamadık. Gallup'ın Türkiye verisinde çalışanların yalnızca %23'ü yaşadığı yerde iş bulmak için iyi bir zaman olduğunu düşünüyor; küresel ortalama %52 (Gallup, Türkiye ülke verisi).

SuccessProgramme yorumu: iş piyasasına genel güvenin düşük olması, ortalama çalışan için ayrılmayı zorlaştırır. Ama yüksek performanslılar için durum farklıdır: onlar, zor bir piyasada bile seçeneği olan küçük gruptur. Bu yüzden düşük güven ortamında kurumlar, ayrılma oranının genel olarak düşük olduğunu görüp rahatlayabilir; oysa ayrılanlar arasında yüksek performanslıların payı orantısız biçimde yüksek olabilir. Bu bir ölçüm değil, bir çıkarım; ama kurumların kendi ayrılma verilerinde bakmaya değer bir soru.

Yaygın yanlış teşhis

"Rakip daha fazla para teklif etti." Bazen doğrudur. Ama ayrılma görüşmelerinde ücret, söylemesi en kolay ve en az çatışma yaratan nedendir. Asıl neden çoğu zaman yönetici ilişkisi, görülmeme duygusu ya da gelecek belirsizliğidir; bu nedenler ayrılma görüşmesinde nadiren açıkça söylenir.

İkinci yanlış teşhis, yetenek kaybını bir İK süreci olarak görmektir (daha iyi elde tutma paketi, karşı teklif politikası). Bu araçlar bazen işe yarar; ama yüksek performanslıyı yıpratan koşullar değişmediyse, kişi bir sonraki teklifte yine ayrılır.

Bu kümede sık kaçırılan nokta: sessiz geri çekilme

Yetenek kaybı kümesinde en sık kaçırılan nokta, kaybın ayrılıktan çok önce başlamasıdır. Yüksek performanslı bir çalışan, ayrılma kararını vermeden önce genellikle bir geri çekilme dönemi yaşar: ekstra sorumluluk almayı bırakır, yeni projelere gönüllü olmaz, bilgisini paylaşmak için çaba harcamaz, kendini korumaya başlar. Bu dönemde performansı hâlâ iyidir; bu yüzden yönetici bir sorun görmez.

Bu geri çekilme dönemi, kurumun yüksek performanslıyı geri kazanabileceği tek penceredir. Pencere kapandığında, yani kişi ayrılma kararını verdiğinde, karşı teklifler ve elde tutma görüşmeleri çoğu zaman yalnızca ayrılığı geciktirir. Bu yüzden yetenek kaybı kümesindeki asıl soru "neden ayrıldı?" değil, "geri çekilmeyi neden fark etmedik?" sorusudur.

Bu kümenin diğerlerine etkisi

Yetenek kaybı kümesi, diğer dört kümenin birikmiş sonucudur; ama aynı zamanda onları yeniden besler. Ayrılan her yüksek performanslı kişi, ekibin standart taşıyıcısını, en güvenilir takipçisini ve çoğu zaman en açık konuşan üyesini de götürür. Yerine gelen kişi, standardını bu kişiden değil, kalanların ortalamasından öğrenir. Bu yüzden yetenek kaybı yalnızca bir kayıp değil, standardın bir sonraki döngüde daha da düşmesinin nedenidir.

Bu kümeye bağlı konular

  • Yıldız Çalışan: Şirketten Değil Yöneticisinden Gider (yakında)

Erken uyarı sinyali

En iyi performans gösteren çalışanlar ek sorumluluk almayı ya da yeni projelere gönüllü olmayı bıraktıysa, yetenek kaybı kümesinde sorun başlamış demektir; performans rakamları henüz bunu göstermeyebilir.

BÖLÜM 7: Liderler için erken uyarı sinyalleri

Kısa cevap: Performans sorunları, raporlara yansımadan aylar önce sinyal verir. Bu sinyaller çoğu zaman tek başına önemsiz görünür; birkaçı bir arada görüldüğünde ise sistemik bir sorunun habercisidir. Aşağıdaki on iki sinyal, liderlerin erken fark edebileceği örüntüleri özetliyor.

  1. Değerlendirme notları ortada ve üstte toplanıyor. Ayrıştırma yok; şirket sonuçları ise bu iyimser tabloyla uyuşmuyor.
  2. Bireysel hedeflerin toplamı şirket hedefini vermiyor. Herkes kendi karnesinin yeşil olduğunu gösterebiliyor.
  3. "İstisna" kelimesi sık kullanılıyor. Teslim tarihleri, kalite standartları ve süreç kuralları sık sık "bu seferlik" esnetiliyor.
  4. Herkesin bildiği bir performans sorunu aylardır konuşulmuyor. Ekip konuyu biliyor, yönetici biliyor; ama konuşma hep erteleniyor.
  5. Taahhütler toplantıda veriliyor, sonraki toplantıda sorulmuyor. Kimin neyi yapacağı kayıt altına alınmıyor ya da takip edilmiyor.
  6. Toplantılarda itiraz gelmiyor. Kararlar sessizce onaylanıyor, sonra sessizce uygulanmıyor.
  7. Gerçek değerlendirme koridorda yapılıyor. Toplantı sonrası küçük gruplar asıl görüşlerini paylaşıyor.
  8. Birimler arası sorunlar yönetim kuruluna kadar çıkıyor. İki birimin arasındaki bir sorun, ancak üst yönetim devreye girdiğinde çözülüyor.
  9. Ek mesai istisna olmaktan çıktı. Akşam ve hafta sonu çalışması varsayılan hâle geldi; çıktı ise orantılı artmadı.
  10. Eğitim talepleri genel ve dağınık. Hangi becerinin stratejik olarak kritik olduğu tanımlı değil; eğitim bütçesi herkese biraz dağıtılıyor.
  11. En iyi performans gösterenler "yorgunum" diyor ya da gönüllü olmayı bıraktı. Ek yükü taşıyan kişiler geri çekilmeye başladı.
  12. Ayrılanlar belirli yöneticilerin ekiplerinde yoğunlaşıyor. Ayrılma oranı kurum genelinde makul görünse de bazı ekiplerde belirgin biçimde yüksek.

Bu sinyalleri kümelerle birlikte okumak işe yarar: 1, 2 ve 3 standart ve ölçüm kümesine; 4 ve 5 hesap verebilirlik kümesine; 6, 7 ve 8 ekip dinamiği kümesine; 9 ve 10 kapasite ve verim kümesine; 11 ve 12 ise yetenek kaybı kümesine işaret eder. Sinyaller tek bir kümede yoğunlaşıyorsa sorun daha odaklı; birden fazla kümeye dağılıyorsa daha sistemik demektir.

Bu sinyallerin çoğu hiçbir performans raporunda görünmez. Yöneticinin gözlemlediği, ama hiçbir yere kaydetmediği türden bilgilerdir. Bu yüzden kurumların, yöneticinin gördüğü ile İK'nın ölçtüğü arasında düzenli bir köprü kurması, sinyallerin örüntüye dönüşmeden önce fark edilmesi için gereklidir.

BÖLÜM 8: Kendinize sormanız gereken 10 kritik soru

Aşağıdaki soruları kendi kurumunuz için cevaplayın. Puanlama yok; amaç tabloyu görmek.

  1. Kurumunuzda "iyi performans" kritik roller için yazılı ve ortak bir tanıma sahip mi, yoksa her yöneticinin kafasında farklı mı?
  2. Son değerlendirme döneminde notların ne kadarı ortada toplandı? Gerçekten ayrışan kaç değerlendirme vardı?
  3. Bireysel hedeflerin toplamı, şirket hedefini gerçekten veriyor mu?
  4. Bir yöneticiniz düşük performans gösteren bir çalışanla konuşmayı ortalama kaç ay erteliyor?
  5. Toplantıda verilen taahhütler, bir sonraki toplantıda düzenli olarak soruluyor mu?
  6. Toplantılarınızda dile getirilmeyen ama koridorda konuşulan en önemli sorun ne?
  7. İki biriminizin kesiştiği yerde ortaya çıkan bir sorunun sahibi kim?
  8. Ekibinizin yetkinlikleri, iki yıl önceki hedeflere mi yoksa bugünkü hedeflere mi göre şekillenmiş?
  9. Ek mesai sizin kurumunuzda bir istisna mı, yoksa varsayılan mı?
  10. Son bir yılda ayrılan yüksek performanslı çalışanlarınızın kaçının ayrılma nedeni yöneticisiyle ilişkiliydi; bunu biliyor musunuz?

Bu soruların ilk üçü standart, dördüncü ve beşincisi hesap verebilirlik, altıncı ve yedincisi ekip dinamiği, sekizinci ve dokuzuncusu kapasite, sonuncusu ise yetenek kaybı kırılma hattına bakar. Cevabı "bilmiyoruz" olan sorular, çoğu zaman cevabı "kötü" olanlardan daha önemli bir bulgudur: kurumun o alanı hiç ölçmediğini, dolayısıyla yönetemediğini gösterir.

SuccessProgramme çerçevesi: performansın beş kırılma hattı

Aşağıdaki çerçeve bir metodoloji değil; bu rehberde anlatılan belirtilerin birbiriyle nasıl ilişkilendiğini gösteren örnek bir okuma ve eşleştirme.

Performans sorunlarına SuccessProgramme'ın bakışı tek cümleyle şu: performans bir değerlendirme döngüsü değil, kurumun sürekli işleyen bir yetkinliğidir (capability). Yani kurumun standart koyabilmesi, bu standardı açıkça konuşabilmesi, sonuç doğurtabilmesi, yetkinliği hedeflerin hızında yenileyebilmesi ve iyi performansı elde tutabilmesi.

Bu rehberde belirtileri şöyle ilişkilendiriyoruz: performans sorunlarını beş kırılma hattı üzerinden okuyoruz. Bu hatlar, yukarıdaki bölümlerde ele alınan belirtilerin bir araya getirildiği beş alandır; kesin bir sınıflandırma değil, belirtiler arasındaki ilişkileri görünür kılmak için yapılmış örnek bir eşleştirmedir.

Kırılma hattıTemel soruKırıldığında görülen
Standart"İyi performans" net, ortak ve tutarlı mı?Notlar ortaya yığılıyor; bireysel hedefler tutuyor, şirket tutmuyor; vasat normalleşiyor
HesapTaahhütler takip ediliyor, sorunlar zamanında konuşuluyor mu?Hedefler biliniyor ama takip edilmiyor; düşük performansa göz yumuluyor
AçıklıkEkip sorunları açıkça konuşup birlikte sahiplenebiliyor mu?Toplantıda sessizlik, koridorda değerlendirme; ekipler birbirine iş atıyor
KapasiteBeceri ve zaman, hedeflerin gerektirdiği düzeyde mi?Meşgul ama üretken değil; hedef büyüyor, beceri yerinde sayıyor
Elde tutmaEn iyi performans gösterenler kalmak için neden görüyor mu?En iyiler geri çekiliyor ve yöneticisinden ayrılıyor

Bu beş hat, üç katmanda (birey, ekip, kurum) ayrı ayrı kırılabilir. Örneğin standart hattı kurum düzeyinde yazılı olarak sağlam olup ekip düzeyinde (yöneticinin değerlendirme alışkanlığı) kırık olabilir. Ya da kapasite hattı birey düzeyinde güçlü olup kurum düzeyinde (kritik yetkinliklerin tanımı) zayıf olabilir.

Hat ve katman birlikte okunduğunda

Bu çerçevenin değeri, aynı belirtinin farklı kırılmalardan doğabileceğini göstermesidir. Üç örnek:

  • "Satış ekibi hedefi tutturamıyor" belirtisi standart hattında kurum katmanından (hedefler gerçekçi değil ya da yanlış göstergeye bağlı), hesap hattında ekip katmanından (yönetici düzenli takip yapmıyor) ya da kapasite hattında birey katmanından (temsilcilerin yeni pazar için gereken becerisi yok) doğabilir.
  • "Projeler gecikiyor" belirtisi açıklık hattında (riskler toplantıda söylenmiyor) ya da kapasite hattında (koordinasyon işi asıl işi yutuyor) kaynaklanabilir.
  • "İyi insanları kaybediyoruz" belirtisi elde tutma hattında olduğu kadar, hesap hattında (düşük performansa göz yumulması) da başlayabilir.

Bu yüzden aynı belirtiye aynı çözüm uygulamak, çoğu zaman sorunun yalnızca bir kısmına dokunur.

Bu okumanın arkasında üç ilke var:

  • Sistemi ve konuşmayı birlikte ele almak. İyi tasarlanmış bir performans sistemi, yöneticiler zor konuşmayı yapamıyorsa işlemez; iyi konuşan yöneticiler de belirsiz bir sistemde tutarlı sonuç üretemez. Kritik konuşmalar alanında Crucial Conversations® yaklaşımı, bu konuşmaların ertelenmeden ve ilişkiyi bozmadan yapılabilmesi için ortak bir dil sunar.
  • Teşhisi ayrıştırmak. Bir performans sorununun beceriden mi, istekten mi, belirsiz standarttan mı, ekip dinamiğinden mi kaynaklandığını ayırmadan müdahale etmemek; çünkü her birinin çözüm alanı farklı.
  • Yüksek performanslıyı korumak. Performans sisteminin başarısını yalnızca düşük performansı düzeltmekle değil, iyi performans gösterenleri elde tutmakla da ölçmek.

Bu yazıda bilerek "nasıl" kısmını açmıyoruz. Hangi kırılma hattının hangi katmanda kırıldığını belirlemek ve buna göre müdahale tasarlamak, her kurumun yapısına, kültürüne ve geçmişine göre değişir; bu kısım kuruma özel bir teşhis gerektirir.

BÖLÜM 9: Araştırmalardan türetilen altı yönetim ilkesi (SuccessProgramme yorumu)

Kısa cevap: Araştırmaların işaret ettiği olası uygulamalar, daha karmaşık değerlendirme sistemlerinden çok daha sık ve daha açık konuşmalarda toplanıyor: net standart, düzenli geri bildirim, psikolojik güvenlik, odaklanmaya alan açan iş düzeni ve yöneticiyi sistemin merkezine koyan bir yaklaşım. Araştırmalar bu alışkanlıkların daha iyi iş sonuçlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor; bu ilişkiler tek başına neden-sonuç kanıtı değil.

Bu bölümde isim vermiyoruz; çünkü tek bir şirketin hikâyesi kolayca genellenemez. Aşağıdaki altı madde ölçülmüş bir "kazanan şirketler" örneklemi değil; araştırmalardan türetilen ve SuccessProgramme'ın yorumuyla bir araya getirilen yönetim ilkeleri. Kendi bağlamınızda sınanması gereken örüntüler olarak okuyun.

Örüntü 1: Performansı ekip düzeyinde yönetirler. Gallup'ın 2024 meta-analizine göre bağlılıkta en üst çeyrekteki iş birimleri, en alt çeyrektekilere kıyasla medyan olarak %23 daha kârlı ve satış verimliliğinde %18 daha yüksek (Gallup, 2024; çeyrekler arası medyan ilişki). Bu ilkeyi benimseyen kurumlar performansı yalnızca bireysel karnelerle değil, ekiplerin işleyişiyle birlikte izler.

Örüntü 2: Konuşmayı yıllık değil haftalık yaparlar. Son bir hafta içinde anlamlı geri bildirim aldığını söyleyen çalışanların %80'i tam olarak işine bağlı (Gallup, 2023; çapraz kesit gözlem). Bu kurumlarda yıllık değerlendirme bir sürpriz değil, yıl boyunca yapılan konuşmaların özetidir.

Örüntü 3: Psikolojik güvenliği bir performans konusu olarak görürler. Google'ın çalışmasında etkili ekipleri ayıran ilk dinamik psikolojik güvenlik (Google re:Work); McKinsey'in araştırmasında ise bunun en güçlü belirleyicilerinden biri liderin danışmacı davranışı (McKinsey, 2021). Bu ilkeyi benimseyen kurumlar açık konuşmayı bir "kültür projesi" değil, liderlik davranışının ölçülen bir parçası olarak ele alır.

Örüntü 4: Odaklanmayı korurlar. Microsoft'un 2023'te 31 pazarda anket yaptığı katılımcıların %68'inin yeterli kesintisiz odaklanma zamanı olmadığını söylediği bir ortamda (Microsoft, 2023), toplantı ve koordinasyon yükünü bilinçli olarak sınırlamak, SuccessProgramme yorumuyla aynı mesai içinde daha fazla sonuç üretmenin olası yollarından biri.

Örüntü 5: Kritik yetkinliği tanımlarlar. İşverenlerin %63'ünün beceri açığını dönüşümün önündeki en büyük engel olarak gördüğü bir dönemde (WEF, 2025), bu ilkeyi benimseyen kurumlar herkese her şeyi öğretmek yerine stratejileri için kritik olan birkaç yetkinliği tanımlar ve gelişimi orada yoğunlaştırır.

Örüntü 6: Yöneticiyi sistemin merkezine koyarlar. Gallup'ın 2015 ABD analizine göre iş birimleri arasındaki bağlılık puanı varyansının en az %70'i yöneticilerle ilişkili (Gallup, 2015); nedensellik değil, tahmini ilişki. Bu ilkeyi benimseyen kurumlar performans sistemine yatırım yaparken önce yöneticinin zor konuşmayı yapabilme, takip edebilme ve ekibini koruyabilme becerisine yatırım yapar.

SuccessProgramme yorumu (kanıt değil): bu örüntülerin çoğu daha karmaşık bir sistemden çok yönetim dikkati gerektiriyor. Gerektirdiği şey, performansı bir yıllık form değil, sürekli işleyen bir yönetim pratiği olarak görmek.

Bu altı ilkenin ortak paydası, performansı sonuç üzerinden değil, sonucu üreten koşullar üzerinden yönetmesidir. Sonuçlar bu kurumlarda da izlenir; ama müdahale, sonucun arkasındaki standart, konuşma, kapasite ve elde tutma koşullarına yapılır. SuccessProgramme hipotezi (öngörü, kanıt değil): yapay zekâ rutin işlerin bir kısmını üstlendikçe, insanlardan beklenen işlerin oranında yargı, iş birliği ve zor konuşma gerektiren işler artacak. Bu da performans sorunlarının sistemik boyutunu daha da belirgin hâle getirebilir.

Sıkça sorulan sorular

Performans sorunlarının en yaygın nedenleri nelerdir?

En sık beş alanda kırılma görülür: standart (iyi performansın net ve tutarlı tanımlanmaması), hesap verebilirlik (taahhütlerin takip edilmemesi ve zor konuşmaların ertelenmesi), açıklık (ekiplerin sorunları açıkça konuşamaması), kapasite (beceri ve zamanın hedeflere yetmemesi) ve elde tutma (en iyi çalışanların kaybı). Bu alanlar birbirini besler.

Düşük performans ile performans sorunu aynı şey mi?

Hayır. Düşük performans, bir kişinin ya da ekibin beklenen sonucu üretememesidir. Performans sorunu ise bu sonucu üreten ve sürdüren koşulların bütünüdür: belirsiz standartlar, konuşulmayan sorunlar, sonuç doğurmayan değerlendirmeler. Kişiyi değiştirmek düşük performansı geçici olarak ortadan kaldırabilir, ama koşullar aynı kaldıysa sorun tekrar eder.

Yeni bir performans yönetimi sistemi kurmak sorunu çözer mi?

Tek başına çözmez. Gallup'a göre çalışanların yalnızca %14'ü değerlendirmelerinin gelişme ilhamı verdiğini kesin olarak söylüyor; SuccessProgramme yorumu: bu, sorunun büyük ölçüde formda değil uygulamada olduğunu düşündürüyor. Yöneticiler zor konuşmaları yapamıyorsa ve düşük performans sonuç doğurmuyorsa, yeni sistem eski sonuçları yeni bir formatta üretir.

Düşük performansa göz yummanın ekibe etkisi nedir?

Göz yumma, ekibe "katkının bir önemi yok" mesajı verir. Yük genellikle en güvenilir çalışanlara kayar; bu kişiler bir süre ek yükü taşır, sonra ya katkılarını ortalamaya indirir ya da ayrılır. Crucial Learning'in 2019 anketine göre çalışanların dörtte biri gereken zor konuşmayı altı aydır erteliyor; bu süre boyunca ekip bedeli sessizce ödüyor.

Türkiye'de uzun mesai neden her zaman yüksek performans anlamına gelmiyor?

Eurostat verisine göre Türkiye'de çalışanların haftalık fiili çalışma süresi 2025'te 42,4 saat; AB ortalaması 35,9 saat. Gallup'a göre ise Türkiye'de çalışanların yalnızca %8'i işine bağlı (2025'te biten üç yıllık ortalama). Bu iki gösterge farklı evren ve yöntemlerden geliyor; aralarında nedensel bir bağ kanıtlanmış değil. SuccessProgramme hipotezi: uzun mesainin bir kısmı öncelik belirsizliğini, koordinasyon yükünü ve beceri açıklarını telafi etmeye harcanıyor ve öğrenmeye ayrılacak zamanı daraltıyor olabilir. Bunu kendi zaman kullanımı verilerinizle sınayın.

Psikolojik güvenlik performansı gerçekten etkiler mi?

Etkiler. Google'ın 180 ekibi incelediği çalışmada etkili ekipleri ayıran beş dinamikten ilki psikolojik güvenlik çıktı. Psikolojik güvenliğin düşük olduğu ekiplerde riskler toplantıda söylenmez, hatalar saklanır ve kararlar sahiplenilmez. Bu da sorunların geç fark edilmesine ve kararların uygulamada zayıflamasına yol açar.

En iyi çalışanlar neden ayrılıyor?

Araştırmalar ücretin önemli olduğunu, ama tek neden olmadığını gösteriyor. McKinsey'in 2022 araştırmasında ayrılanların %35'i ilgisiz ve ilham vermeyen liderleri ilk üç neden arasında sayıyor; Pew'in ABD verisinde ilerleme fırsatı olmaması düşük ücretle aynı oranda (%63) ayrılma nedeni. Yüksek performanslılar ayrıca, göz yumulan düşük performansın yükünü en çok taşıyanlardır.

Performans sorunları eğitimle çözülebilir mi?

Kısmen. Sorun bir beceri açığından kaynaklanıyorsa eğitim doğru araçtır; özellikle stratejik olarak kritik yetkinlikler net tanımlandığında. Ama sorun belirsiz standarttan, ertelenen konuşmalardan, düşük psikolojik güvenlikten ya da göz yumulan düşük performanstan kaynaklanıyorsa, eğitim sorunu çözmez; yalnızca sorunun üzerine bir aktivite ekler.

Kapanış

Performans sorunları, çoğu kurumda bir isim listesi olarak konuşuluyor. Bu rehberdeki veriler ise farklı bir tabloya işaret ediyor: aynı isimler değişse de aynı belirtiler tekrar ediyorsa, sorun listede değil, listeyi üreten sistemdedir.

Bu yazıdaki belirtilerden birkaçı size tanıdık geldiyse, ilk adım yeni bir sistem aramak değil, mevcut tablonun hangi kırılma hattından ve hangi katmandan beslendiğini netleştirmek olabilir. Bunu kendi kurumunuz için birlikte görmek isterseniz, SuccessProgramme ekibiyle konuşabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Gallup (2026). State of the Global Workplace 2026 (2025 verisi, 263.810 katılımcı). https://www.gallup.com/workplace/349484/state-of-the-global-workplace.aspx
  2. Gallup (2026). State of the Global Workplace: Türkiye ülke verisi (2025'te biten üç yıllık ortalamalar). https://www.gallup.com/workplace/707450/state-global-workplace-türkiye-country-level-data.aspx
  3. Gallup (2024). Q12 Meta-Analysis, 11. baskı (183.806 iş birimi, 3,35 milyon çalışan, 347 kurum, 90 ülke). https://www.gallup.com/workplace/321725/gallup-q12-meta-analysis-report.aspx
  4. Gallup (2023, güncelleme 2026). A Great Manager's Most Important Habit (~15.000 çalışan). https://www.gallup.com/workplace/505370/great-manager-important-habit.aspx
  5. Gallup (2019). More Harm Than Good: The Truth About Performance Reviews (Robert Sutton, Ben Wigert). https://www.gallup.com/workplace/249332/harm-good-truth-performance-reviews.aspx
  6. Gallup (2017). Give Performance Reviews That Actually Inspire Employees (Ben Wigert, Annamarie Mann). https://www.gallup.com/workplace/236135/why-your-performance-management-broken.aspx
  7. Gallup (2015). Obsolete Annual Reviews: Gallup's Advice (Jim Harter; 550 kurum, 2,2 milyon çalışan). https://www.gallup.com/workplace/236567/clear-expectations-work.aspx
  8. Gallup (2015). Managers Account for 70% of Variance in Employee Engagement. https://news.gallup.com/businessjournal/182792/managers-account-variance-employee-engagement.aspx
  9. Bloomberg HT (5 Ocak 2026). Enflasyonda 2025 yılı nasıl kapandı? (TÜİK Aralık 2025 TÜFE). https://www.bloomberght.com/enflasyonda-2025-yili-nasil-kapandi-3765338
  10. Google re:Work. Guide: Understand team effectiveness (Project Aristotle, 180 ekip). https://rework.withgoogle.com/intl/en/guides/understand-team-effectiveness
  11. McKinsey & Company (2021). Psychological safety and the critical role of leadership development (1.574 katılımcı, Mayıs 2020). https://www.mckinsey.com/capabilities/people-and-organizational-performance/our-insights/psychological-safety-and-the-critical-role-of-leadership-development
  12. McKinsey & Company (2022). The Great Attrition is making hiring harder (13.382 çalışan, 6 ülke). https://www.mckinsey.com/capabilities/people-and-organizational-performance/our-insights/the-great-attrition-is-making-hiring-harder-are-you-searching-the-right-talent-pools
  13. Pew Research Center (2022). Majority of workers who quit a job in 2021 cite low pay, no opportunities for advancement, feeling disrespected (ABD, 965 ayrılan). https://www.pewresearch.org/short-reads/2022/03/09/majority-of-workers-who-quit-a-job-in-2021-cite-low-pay-no-opportunities-for-advancement-feeling-disrespected/
  14. Crucial Learning / VitalSmarts (3 Ekim 2019). Zor konuşmalardan kaçınma anketi, basın bülteni (529 katılımcı). https://cruciallearning.com/press/employees-run-from-uncomfortable-conversations-crucial-learning/
  15. Atlassian (2024). State of Teams 2024 (5.000 bilgi çalışanı, 100 Fortune 500 yöneticisi; ABD, Avustralya, Hindistan, Almanya, Fransa). https://atlassian.com/blog/state-of-teams-2024
  16. Microsoft (2023). Work Trend Index: Will AI Fix Work? (31.000 çalışan, 31 pazar). https://www.microsoft.com/en-us/worklab/work-trend-index/will-ai-fix-work
  17. World Economic Forum (2025). The Future of Jobs Report 2025 — Skills outlook ve basın bülteni (1.000+ şirket, 55 ekonomi). https://www.weforum.org/publications/the-future-of-jobs-report-2025/in-full/3-skills-outlook/ · https://www.weforum.org/press/2025/01/future-of-jobs-report-2025-78-million-new-job-opportunities-by-2030-but-urgent-upskilling-needed-to-prepare-workforces/
  18. Bloomberg HT (8 Ocak 2025). Türkiye'de hangi meslekler öne çıkacak? (WEF Future of Jobs 2025 Türkiye verisinin ikincil aktarımı; 2030 işveren beklentisi). https://www.bloomberght.com/turkiye-de-hangi-meslekler-one-cikacak-3738725
  19. Eurostat. lfsa_ewhan2 — Average number of actual weekly hours of work in main job (Türkiye, 2025, 20–64 yaş). https://ec.europa.eu/eurostat/api/dissemination/statistics/1.0/data/lfsa_ewhan2?format=JSON&geo=TR&time=2025&age=Y20-64&sex=T&lang=en
  20. Eurostat (27 Mayıs 2026). Average work week nearly 36 hours in the EU in 2025. https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/w/ddn-20260527-1